Connect with us

Ramses Masalı

Günlerden bir gün, Ramses uyandığında kendini dünyanın merkezinde bulur. Üstelik, dünyanın merkezi öyle kolay hazmedilir bir yer değildir. Yaşanasıdır belki, lakin yaşayan tektir. Merkezin dışındakiler merkeze bağlı birer kukladırlar. Kuklalar ne düşünür, ne söyler, ne hissederlerse, onlar da o kadar düşünürler. Bu yüzden Ramses, kendini pek yalnız, pek mutsuz hisseder. Bunu demeye de dili varmaz kuklalarına, emir kullarına. Geçer zaman böyle bir başına, böyle hazin.

Gel zaman, git zaman, dur zaman, kalk zaman konuşmayı unutur olur Ramses. Konuşmak dediğin kişilerce yapılır. Duvarlar dil bilmez, söz bilmez soğuk şeylerdir. Ramses bahçeye çıkar çiçeklerine ses verir.

‘Aman da aman, aman da aman. açılmış da saçılmış bir güzel olmuş, heyyy bahçıvan az su serp yapraklarına, rengi olsun ayan kokusu duyulsun çiçeklerimin taaa öbür taraftan’

Yetmemiş eline sazını almış, tutturmuş o telden bu telden. Günlerce çalmış söylemiş, çalmış söylemiş. Bir Ramses dinlemiş Ramses’i, bir Ramses ağlamış Ramses’e. Bir kuşlar dinlemiş, bir çiçekler… bir gök dinlemiş, bir bilinmeyenler…

Ramses dünyanın merkezinde her an’ı azap içinde geçirir olmuş. Azap bu yenilir yutulur tarafı yokmuş, yenmez yutulmaz tarafı da…

Birgün huzura çağırmış âlimler âlimi, bilgeler bilgesi şahs-ı şahâne’yi. Demiş;

‘ey arş’ı yaratanı bileney hükmü koyanı tanıyaney yüreği rahman olana atan…derdim vardır bilesin!’

Ramses bir türlü derdinin ne olduğunu söyleyememiş. Boğum boğum boğazında takılmış kalmış her bir diyeceği.

‘var git… yok bir diyeceğim. Var git…’

bilgeler bilgesi çekilmiş köşesine, seslenmiş kızına;

‘aydan güzel ay kızımbaldan tatlı naz kızımsana diyeceklerim var’

Ramses birbaşına otururken selvi altında göl kıyısında bir ses duymuş. Dönmüş bakmış kimseyi görememiş. ‘kuştur’ demiş, sudaki aksin dalgalanışına dalmış. Kuş sandığı bir güzeller güzeli Sernaz imiş. Görememiş.

Ay kız Sernaz, bir demet papatyayla göl kıyısında geziniyormuş o sıra. Papatyalar ona gülümsedikçe bir okşayıp avucuna alıyormuş.

‘al’ı al’da arama, al allığını al’ı al yapandan alırgül güzelliğini gülü gül yapandan alırbülbül sesini bülbüle o sesi verenden alıryarin nerede gül yüzlü sevdalar beslediğinio sevdayı ona veren bilirboş yere ahlanmaboş yere vahlanmaboş yere dağları yarattım sanma’

Şarkı uçmuş uçmuş uçmuş taaa Ramses’in kulaklarına varmış. Ses başka dünyanın sesi, ses başka bir âlem sanki. Ardı sıra sesin dolanmış, dolanmış ve Sernaz’a ulaşmış.

Sernaz bir gonca… Sernaz bir derya… Sernaz ötesi dünya… Sernaz bir başka…

Elinde papatyalar salınırken göl kıyısında, Ramses seyre dalmış.

‘koşsam varsameline çiçek olsamyüreğine sevda dolsam’

Ramses, yalnızlığın hüznünü unutuvermiş o an. Unutmuş unutmasına da başka bir hüzün sorup sormadan yerleşivermiş gözlerine, yüreğine, yüreğinin en derinlerine…

‘aşk hüznü yanında taşır’

Günlerin üstüne binen dayanılmazlık aylarla daha da artmış. Ramses Sernaz’ı bir daha görebilmek için her gün göl kıyısına inmiş. Her gün aramış gözleri eli papatyalı güzeli. Bulamamış. Bulamamış. Her gün biraz daha yıkılmış. Her gün biraz daha çökmüş. Sernaz’ı bulduğu yerde kaybettiğini fark edince ölümü davet etmiş. Ölümse vaktin henüz tamama ermediğini göstermiş doğan her güneşle.

Bilgeler bilgesi çare için çağrılmış bir daha. Demiş;

‘sen bilirsin acıların en acısınısen bilirsin…ben bildiğini bilirim’

Bilgeler bilgesi dinledikten sonra merkezde yaşayanı, çekilmiş. Varmış ay kızın yanına;

‘can kızımaksin vurmuş bir yüreğeah’lanır naz kızımsözüm var, diyemem yüzünesüzülür bir kızım’

Sernaz bütün olandan haberdardır. Gün söylemiştir, gece söylemiştir, göl söylemiştir, bir de çiçekler… ardına bakmamış salınmış söğüt gölgelerinde, gezinmiş bir o yana bir bu yana, Ramses peşi sıra…

‘dünya yalandünya rüyadünya geçer gider bir soluktaölüm gelir’

Bilgelerin bilgesi, anlamış. Ay kız zordur, ay kız doğrudur. Lakin bu işin sonunda neyin onları beklediği de bir sırdır. İrkilir. Kızı can kızdır. Kızı gül kızdır… kıymetlidir, biriciktir… Demiş;

‘olacaklar bizim elimizdedir belkibelki de biz olacakların elindeyizdiryüreğimiz bize ışık olsun’

Ramses odasında bir bilmediği derdin elinde savrulur. Aranır, aradığını tanımadan. Seslenir, sesini duymadan. Dünyanın merkezi unutulmuş, merkez yerini değiştirmiş, ay parçası olmuştur.

‘o bir gonca, kızıl gonca açılandao bir derya, ak fistanı savrulandaötesi dünya başka, bambaşka’

Ramses göl kıyısında oturur birgün; gök mavi, gün prıl prıl. Çıksa da gelse, bekler bekler. Göle bakar, Ramses. Ramses bakar, göle. Bir ceylan seke seke geçer öte yana. Sernaz geçmez. Sernaz gelmez. Günler biter, artık günün günlüğü kalmamıştır. Geceler biter, artık gecenin geceliği kalmamıştır. Mevsimlerin adı başka, tadı başka, rengi başkadır artık. Ramses birbaşınadır da, merkezini dünyanın unutmuştur.

Sernaz papatya toplarken, göl kıyısına oturur. Göl kıyısı artık Ramses’in ayrılmadığı mekanı olmuştur. Görür Sernaz’ın gelişini. Korkar. Uzaktan bakar, bakar. Aylardır beklediği karşısındadır, yanaşamaz. Sernaz kıyısında gölün gezinmeye başlar, dilinde bir şarkı…

‘dağın ardı da bir, ardının ardı da…yüreğine sorsan beni, kışı da bir yazı da…’

Sernaz yürüye yürüye varmış Ramses’in yanına. Demiş;

‘yüreğindeki sevdanın sebebi ben imişimben imişim seni dertlerin en incesine salangecelerin uyku bilmez olmuşgülmeyi unutmuş gözlerinben imişim seni mutsuz kılan’

Ramses böyle sözler beklemiyormuş elbet gül yüzlü sevdiğinden. Cesaret gelivermiş diline, birden içinden ne geçiyorsa her şeyi; sevdasını, unutuşunu dünyayı, acısını yüreğinin… her şeyi her şeyi bir bir anlatmak geçivermiş. Demiş;

‘eyy güzeller güzeli! eyy yar!’

Sernaz’ın gözleri… gözleri Sernaz’ın bir anda durdurmuş geride kalan sözleri. Ramses bakmış. Sernaz bakmış. Demiş;

‘bana yar dersin, yâr dediğin ben değilimbana güzel dersin, güzeli güzel yapan yâr’imdirsevda imişâşk imişya ölüm!’

Ramses hiçbir şey anlamamış, ama ölüm kelimesinde bir kıpırdanmış. Demiş;

‘ölüm!’‘evet ölüm…sanır mısın ki ebedsin şu bedenlesanır mısın ki ebeddir şu âlem desanır mısın ki her şey şu gördüğünher şey bir tek duyduğun…evet ölüm…ölüm peşindeölüm ardında gezinmedeölüm vakit gözlemede’‘ben seni sevdimben seni bekledim’

Sernaz papatyalarını okşamış, papatyalar ona göz kırpmış. Sernaz göle bakmış, göl dalgalanmış. Sernaz doğrulup son bir defa demiş;

‘ne bir dağın doruğunda olne merkezinde dünyanıngidiyorumgidişim armağanım’

Uzaklaşırken Sernaz oradan, yıkılmış dünyası Ramses’in. Ramses bilgelerin bilgesini çağırtmış yeniden. Sormuş;

‘nedir şu âlemin sebebi’

demiş;

‘sevgi’

Ramses yaşadıkça büyümüş yüreği, yüreği büyüdükçe bir tarafı hep mahzun kalmış.

‘yürek var, dünyaları içine alır’

Naz Ferniba

Kaynak: nosyfox

Continue Reading
You may also like...

bla bla bla

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top